15.03.2009/İSTANBUL
“O ADAM BENİM”
Bir yabancı misali bakıp durma yüzüme
Yıllar yılı çıktığın o adam benim işte
Usanmadan sevgiyle bakıyorken gözüme
En sonunda bıktığın o adam benim işte
Dünya küçük güzelim bak karşılaştık yine
Nasılda görür görmez hatırladı bu sine
Bulunmaz bu sevdayı dönüştürerek kine
Yüreğini söktüğün o adam benim işte
Bir zamanlar başıma taç eylemiştim seni
Sevdanla tutuşturup köz etmiştim bu teni
Sen unutmuş olsan da kalbin hatırlar beni
Dünyasını yıktığın o adam benim işte
Değersiz bir mal gibi üç kuruşa satarak
Çileli hayatına bin bir çile katarak
Sana Mecnun gönlünü ateşlere atarak
Alev alev yaktığın o adam benim işte
Bu kadarmış demiştin sevdamızın romanı
Derken tütüvermişti ayrılığın dumanı
Yüreğine koyarak türlü türlü âmânı
Gözyaşını döktüğün o adam benim işte
Sana can demiştim ya hakir gördün sevdamı
Bilemedin gönlüne sunduğum ihtişamı
Senelerce vererek bin bir çileyi gamı
Hep boynunu büktüğün o adam benim işte
Kocaman bir hüsrandı gönlün senden nasibi
Aşk denen bu kuyunun çabuk göründü dibi
Rüyasını bölerek bir karabasan gibi
Üzerine çöktüğün o adam benim işte
Öyle uzakta durma biraz yaklaş yanıma
Sen yine yabancı bil boş ver beni tanıma
Bundan on beş yıl önce kast ederek canıma
Hayatına sıktığın o adam benim işte
Çok zaman geçti ama kapanmadı bu yara
Maziyi anımsayıp hatıraları tara
İdam mahkûmu gibi hoyratça çekip dara
Boynuna ip taktığın o adam benim işte
Mutlu Aydurmuş |