Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
  • « Previous
  • « Next
  • « Stop
  • « Play


  • Yayın Akışı
  • Yönetim Kadromuz

Makaleler
Anasayfaya DönAnasayfa » Test Kategori
Yazarlar » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z ] «
Makaleler » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z ] «
ELEŞTİREL DÜŞÜNME

ELEŞTİREL DÜŞÜNME


Eleştirel düşünme, bir konuyu birden çok yönüyle ele alıp irdelemeye çalışma biçiminde tanımlanabilir. Ne var ki günlük dilde eleştirel düşünme yerine genellikle ‘eleştiri’ sözcüğü kullanılmaktadır ve daha çok inatlaşma, karşı çıkma, reddetme, kuşkucu olma, başkalarının açığını ortaya çıkarma gibi olumsuz etki yaratan çağrışımlar yaptırmaktadır. 


Sözcüğün böyle olumsuz çağrışımlar yaptırması rastlantısal mıdır? Rastlantı değilse eğer, dünden bugüne eleştirel düşünmenin anlamı nedir? Bu yazıda bu sorulara yanıt verilmeye çalışılacaktır.


‘Eleştirel düşünme’nin ilk bakışta olumsuz şeyler çağrıştırmasını bir rastlantı olarak görmemek gerekir. Karşımızdakine kendisi gibi düşünmediğimizi söylemek kadar masum bir karşı çıkış değildir eleştirel düşünme. Düşünce tarihine bakıldığında kimi durumlarda ‘Ben senin gibi düşünmüyorum’ tümcesinin ne kadar pahalı bir tümce olduğu, bunun için ne bedeller ödendiği görülür.


\"Ben senin gibi düşünmüyorum\" tümcesi bu denli pahalıysa, bunun nedenini dünden bugüne kendi yetkesinin sarsılmasını istemeyen kişiler ya da çıkar gruplarında aramak gerekir. Her çıkar grubu kendisini bir düşünüş biçimiyle tanımlamaktadır. Örneğin, Ortaçağ’da bu düşünüş biçiminin merkezinde feodal çıkarlarla bütünleşmiş dinsel inançlar yer almaktadır. Bu inançlara aykırı görüş bildirmek, kimi zaman ölümü göze almakla eş anlamlı olmaktadır. Çıkar grupları, öteden beri herkesin kendilerinin düşündüğü gibi düşünmesini, onların yolundan gidilmesini, giderek kendilerine kayıtsız şartsız itaat edilmesini istemişlerdir. Buna karşı çıkanlar, tarihin her döneminde itaatsiz, bozguncu, vatan haini, küstah, kendini beğenmiş olarak nitelendirilerek ölüm cezası dahil çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Sokrates’ten Hallac-ı Mansur’a, Galilei’den Voltaire’e ve Voltaire’den Nazım Hikmet’e kadar sürüp gelmiştir bu tutum. Nerede biteceği de henüz bilinmemektedir.


Eleştirel düşünme konusunda yukarıdaki genel değerlendirmelerle yetinilemez kuşkusuz. Bu nedenle, bu noktada eleştirel düşünmenin ne olduğunu irdelemek gerekmektedir.Eleştirel düşünme, öncelikle karmaşık durumların ve olayların anlaşılması ve çözümlenerek bir karara varılması sürecinde gerçekleşen zihinsel işlemlerdir. Sözü edilen zihinsel işlemler, sorgulama temelinde akıl ve mantık yürütmeye dayalı işlemlerdir. Bilgiyi, olgular arasında ilişki kurmayı, ortaya atılan savların gerekçelendirilmesini, soruna çeşitli açılardan bakılmasını zorunlu kılar. Dolayısıyla aşağıdaki saptamalar*, eleştirel düşünmenin nasıl olacağı konusunda yol gösterici olabilir:


Eleştirel düşünme çizgisel değildir. Önceden çizilmiş bir eylem planı yoktur. Anlık değerlendirmeler bile planı etkileyebilir. Bu nedenle başka bir duruma aktarılabilecek hazır ya da kolay çözüm örnekleri bulunmamaktadır.


Eleştirel düşünmenin çok yönü vardır. Düşünme süreci tek açıdan anlaşılamaz. Her bakış açısı kendine göre bir sonuca ulaşır.


Eleştirel düşünme genel olarak bir çözümden daha fazlasını ortaya çıkarır. Her çözümün yararlı ve yararlı olmayan yanları vardır.


Eleştirel düşünme yorum ve değerlendirmelere gereksinme duyar. Yanıtlar siyah ya da beyaz biçiminde olmaz, daha çok grinin tonları biçimindedir.


Eleştirel düşünme belli koşullarda çelişebilecek çok sayıda ölçütün dikkate alınmasını ister.


Eleştirel düşünme güvensizliğin öğelerini içerir. Sorunun görünen yönleriyle yetinilmez.


Eleştirel düşünme bağımsızlık ve nesnellik ister.


Eleştirel düşünmenin ölçütleri öğretilebilir.


Eleştirel düşünme çok çaba gerektirir.


Eleştirel düşünme yukarıda sıralanan biçimiyle bilimsel yaklaşımlarla dolayısıyla bilimsel düşünmeyle yakınlık kurar. Çünkü kuşku duymak, her durum için ‘Ne?’ ‘Ne zaman? ‘Neden? Nerede? Nasıl? Kim?’ gibi soru sözcüklerini kullanmak bilimsel düşünmenin temelini oluşturur. Başka bir söylemle, soru yöneltmeden eleştirel düşünme olamayacağı gibi, bilimsel düşünme de olmaz. Tam da bu noktada bu kez eleştirel düşünmenin ne işe yaradığı sorulabilir.


Eleştirel düşünme, günlük yaşamda karşılaşılan olayların nedenini anlamada ortada olan bilgiyle yetinilmemesini, daha ayrıntılı araştırılmasının gerekliliğini koyar önümüze. Bu ‘yetinmeme’ ya da ‘kuşkuyla bakma’ durumu ulusal/uluslararası politikadan iş yaşamına, sağlıktan eğitim yaşamına, alışverişten aile yaşamına kadar her konu için geçerli olmaktadır. Söz gelimi \"ABD Irak’a özgürlük getirecektir\" tümcesi bir durumun anlatımı olarak çıkmaktadır karşımıza. Bu durum eleştirel olarak değerlendirilmeye alınırsa aşağıdaki soruları sormak kaçınılmaz olacaktır:


ABD’ye bu görevi kim verdi?


ABD kendi halkını özgürleştirdi mi?


Afrikalı zenciler ABD’ye nasıl götürüldü?


ABD kendi halkının refahı için harcamadığı bu kadar doları Irak halkının özgürleşmesi için harcar mı?


Harcarsa neden?


Petrol ABD için ne anlama gelmektedir?


Emperyalizm başka ülke halklarının mutluluğunu ne zaman düşündü ki şimdi de düşünsün?


Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kimlere karşı verdi?


Irak’taki emperyalist güçlerin varlığı Türkiye’nin bölünüp paylaşılmasını anımsatmıyor mu?


Türkiye ile ABD ve Türkiye ile Irak arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?


ABD Türkiye için de bir tehlike oluşturmakta mıdır?


Emperyalist ülkeler geri kalmış ulusları nasıl birbirine düşürmektedir?


Emperyalistler Irak’tan çıkıp gittikten sonra da Irak’ta yaşayan farklı inanç gruplarının her biri Türk – Ermeni sorununda olduğu gibi emperyalistleri suçlamak yerine birbirini suçlamaya devam edecek midir?


Son üç soru, Türk – Ermeni sorunu konusunda kimi saptamalar yapılmasını da sağlayabilir.


Irak’ın ABD ve bağlaşıkları tarafından işgalinin 20 yıl sonra durulacağı var sayılırsa, Şiilerle Sünniler arasında nasıl bir didişmenin olacağı öngörülebilir. Şiiler, Sünnilerin daha çok Şii’yi öldürdüğünü; diğerleri de buna karşılık olarak Şiilerin daha çok Sünni’yi öldürdüğünü savlayacaklardır. Ortaya çıkan rakamları ilan etmekten onur duyacak yazarlar bile olacaktır. Dolayısıyla gelecekteki Şii-Sünni çatışmalarında çok sayıda Iraklının öleceğini öngörmek zor olmayacaktır. Bu savaşı kimlerin çıkardığı sorusu alışılmış olduğu gibi gündemden kalkacaktır. Oysa bu savaşın nedeni emperyalistlerdir. Öteden beri kardeş kavgasını körükleyen onlardır. Barış ve özgürlük onlar için yalnızca satışı güzel iki sözcük olmaktan öteye bir anlam taşımamaktadır.Görülüyor ki ABD’nin Irak’a özgürlük getireceği savına eleştirel düşünmenin bir gereği olarak kuşkuyla bakılması, buraya yazılandan çok daha fazla sorunun yöneltilmesine neden olmaktadır. Her bir sorunun yanıtı ciddi araştırmaları ve her defasında yeniden soru sormayı gerektirmektedir. Ayrıca alınacak önlemleri de bir gündem olarak önümüze koymaktadır.


Yalnızca uluslararası ilişkilerde değil, ülkemizin iç politikasında örneğin eğitimle ilgili bazı kararlar, medyanın insanları tek yanlı güdümleme çabaları, çevre konusundaki duyarsızlıklar, sağlık ve eğitim politikası vb. konular da kuşku duymayı ve çok sayıda soru tümcesi kurmayı gerektirmektedir. Bu da doğrudan doğruya eğitim-öğretimdeki eğitim yaklaşımlarını ve yöntemlerini ilgilendirmektedir. Eleştirel düşünme becerileri kazandıramayan eğitim yöntemleri de sorgulanabilir.


Bütün bu açıklamalardan şu sonuçlar çıkarılabilir: Eleştirel düşünmenin amacı, her konuda bilimin aydınlığını topluma taşımaktır. Giderek daha da karmaşıklaşan toplumsal oluşumlarla ilgili sorular sormak yalnızca akademik kurumlara ya da kimi özel çıkar gruplarına bırakılamayacak kadar önemlidir. Her yurttaş, kendisini ilgilendiren kararları araştırıp sorgulayabilir. Bununla birlikte eğitim kurumlarından da sorunlara eleştirel olarak bakabilmesini sağlayabilecek eğitim yöntemleri uygulaması talep edilebilir.
 


                                                                                       Orhan ÖZDEMİR

Yazar
Ali Dursun

Çevrim Dışı (Offline)
Diğer
Bu Makale 9518 kişi tarafından okundu.
Makale Oylama
Sadece kayıtlı kullanıcılar Oylama yapabilirler. Lütfen üye girişi yapın ya da kayıt olun
Yazar Yorumu
Nilgün PAKSOY

11.07.2011 20:31
Keyifle ve bir solukta okudum dost kalemi .
Dünya\'nın önemli bir sorununa değinmişsiniz . Herşeyi yazmışsınız , ben de bir tebrik bırakıp ayrılmak istiyorum sayfanızdan.
Selamlar. .
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen üye girişi yapın ya da kayıt olun
 

Radyo Dinleyen Üyeler

Şu anda 125 konuk çevrimiçi

Bu Şiiri Paylaş

Facebookda Paylaş

Istatistikler

Toplam Üye:2283
Aktif Üyeler:2243
Son Üyemiz:SonDem
Son Ziyaretçi:Ay ışığı

CEP TELEFONU İLE DİNLE

Üye Girişi



Radyo Dinle



istek defteri